Anasayfa      Hakkımızda      Yardım      İletişim      Reklam  
  
   Anasayfa
 Ücretsiz Eğitimler
 indirimli Eğitimler
 Seçilmiş Eğitimler
 Son Eklenenler
 Eğitim Fırsatları
Anasayfa     Eğitim Takvimi    Eğitim Duyuruları     Eğitim Kategorileri    Eğitim Firmaları   Eğitim Talepleri     Makaleler    Haberler     Üyelik

ÜYELİK İŞLEMLERİ

E-Posta adresiniz

ÜyelikTipi

Şifre  

Beni hatırla

  • Şifremi unuttum
  • Üye ol
  •  İSTATİSTİKLER


    Los Angeles International University

    Yazdırılabilir versiyon   Geri
    2808 görüntülenme
    (31.10.2008)
    70 SORUDA YENI SOSYAL GÜVENLIK SISTEMI
    SOSYAL GÜVENLİK REFORMUNUN TEMEL AMACI
    GİRİŞ

    I. SOSYAL GÜVENLİK REFORMUNUN TEMEL AMACI

    - Adil, kolay ulaşılabilir ve eşitlikçi bir sistem kurmak,
    - Yoksulluğa karşı etkin mücadeleyi hedefleyen bir sistem kurmak,
    - Mali açıdan sürdürülebilir bir sistem kurmak,
    - Sosyal güvenlikte tek nokta yaklaşımını egemen kılmak (Bu ilke, halihazırda Kanada ve Yeni Zelanda’da başarı ile uygulanmaktadır).

    Sosyal güvenlik reformu, dört kelimeyle; sorumluluk (sisteme zorunlu tabi olmak), dayanışma (havuz sistemi), eşitlik (norm ve standart birliği) ve adalet (nimet-külfet dengesi) şeklinde özetlenmektedir.



    II. SOSYAL GÜVENLİK REFORMUNA İHTİYAÇ DUYULMA NEDENİ


    - Mevcut Sosyal Güvenlik Sisteminin Mali Açıdan Sürdürülebilirliğini Kaybetmiş Olması

    “Sosyal güvenlik kurumları finansman açığının kamu kesimi finansman açığı içindeki payının hızlı artışı” nedeniyle sosyal güvenlik finansman açığı, enflasyon ve faizler başta olmak üzere ekonomik göstergeleri olumsuz etkilemiştir. Sosyal güvenlik harcamaları için ülkelerin milli gelirden ayırdıkları payların giderek artması, makroekonomik dengeleri ve rekabet gücünü tehdit eder boyuta ulaşmıştır.

    - Mevcut sistemin emeklileri yoksulluğa karşı koruyamamış olması

    Mevcut sosyal güvenlik sistemi, prim-edim dengesinin tam olarak sağlanamamış olması nedeniyle emeklileri yoksulluğa karşı koruyamamıştır.

    - Ülke nüfusumuzun demografik yapısındaki değişme eğilimi

    Hayatta kalma beklentisinin 70 yaşa yükselmesi sonucunda nüfusun görece yaşlanacağı ihtimali doğmuştur. Ülkemizde 25-30 yıl içinde yaşlı nüfusun giderek artacağı, bu nedenle sosyal güvenlik sistemleri açısından, şimdiden önlem alınması gerektiği görüşü hakimdir. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ve Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) de Türkiye`de yaşam beklentisine ilişkin olarak, 2002-2005 döneminde hayatta kalma beklentisinin 69.8 olduğunu, bu oranın 2025 yılında 73.2`ye çıkacağını öngörmektedir. Bu durumda sosyal güvenlik sisteminin bu konuda gerekli önlemi şimdiden alması gerekmektedir. Türkiye`de nüfusun yaşlanması ihtimaline karşı, demografik fırsat penceresi diye tabir edilen Türkiye`nin genç nüfusa sahip olma avantajının (fırsat penceresi) tersine dönmemesi için şimdiden önlem alınması gerekmektedir.

    DPT`nin verilerine göre doğuşta yaşam beklentisi 69-70`dir. Bu rakam, kişiler 20 yaşındayken 73, 40 yaşındayken 74, 50 yaşında ise 76 olarak ortaya çıkmaktadır. Günümüzde ortalama emekli yaşının 50-60 olduğu bu yaşlarda yaşam beklentisinin ortalama 76 yaşına karşılık geldiği gerçeği düşünülürse, emeklilik sonrası ortalama 15-20 yıl emekli maaşı alınmış olunacaktır.

    Ülkemizde sigortalılar ortalama olarak 25 yıl çalışıp, 45-55 yaşında emekli olup 15-20 yıl emekli maaşı almaktadırlar. Bu durum, çalışma süresinden fazla emeklilik süresi gibi çarpıcı bir noktayı ortaya çıkarmaktadır. Diğer yandan, DPT verileri, ülkemizle diğer dünya ülkeleri arasındaki ortalama yaşam süresi farklılığının etkisiyle, emeklilik sonrası kaç yıl emekli aylığı alındığı sıralamasında dünya standartlarında orta noktalarda yer aldığımızı göstermektedir.

    Diğer yandan toplam nüfusumuzun, toplam çalışan nüfusumuza oranında olumsuz yönde değişim meydana gelmesi de sosyal güvenlik reform ihtiyacını doğuran, nüfus yapımızla ilgili bir nedendir.



    Ülkeler Aylık Ödeme süresi
    İrlanda 8.8
    Avusturya 11.7
    Belçika 12
    İngiltere 12.2
    Türkiye 12.5
    Norveç 12.9
    Almanya 13
    Fransa 13.1
    Hollanda 13.9
    İsveç 14.0
    (DPT, Türkiye`de emeklilik yaşı uygulamalarının sonuçları raporu)




    YASLILIK AYLIĞI ALMAKTA İKEN ÖLENLERİN ORTALAMA ÖLÜM YAŞI
    Yıllar Kadın Erkek
    1994 62 61
    1995 67 65
    1996 68 65
    1997 68 65
    1998 68 66
    1999 69 66
    2000 69 67
    2001 70 68

    Kaynak: SSK İstatistik Yıllıkları (1997-2001)





    - Aktif pasif oranının bozulması


    Aktif pasif oranı, emekli başına düşen aktif nüfus oranını, yani kaç emekli başına fiilen prim Ödeyen kaç sigortalının düştüğünü gÖstermektedir. Aktif pasif oranı, SSK`da 1.70, Bağ-Kur`da 2.30, Emekli Sandığı`nda ise 0.90 dolayındadır. Aktif pasif dengesinin bozulması, erken yaşta emeklilik uygulamaları anlamına da geldiğinden, bu durum sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini olumsuz yÖnde etkilemektedir.



    SSK’DA YAŞLILIK AYLIĞI BAGLANAN SİGORTALILARIN DAĞILIMI VE YAŞ ORTALAMALARI
    Yıllar Yıllara GÖre Yaşlılık Aylığı Bağlanan Sigortalı Sayısı Ortalama Emeklilik Yaşları
    Kadın Erkek Toplam
    1997 179.951 47 50 49
    1998 181.999 47 50 49
    1999 198.879 47 49 49
    2000 188.628 47 49 49
    2001 209.281 49 49 49

    Kaynak: SSK İstatistik Yıllıkları (1997-2001)





    BAZI ÜLKELERDE EMEKLİLİK YAŞLARI (Erkekler için)


    YILLARA GÖRE EMEKLILIK YASI

    üLKELER 1990-1999 2000 Sonrası
    Avustralya 61 62
    Kanada 61 62
    Danimarka 62 62
    Finlandiya 58 59
    Fransa 60 65
    Yunanistan 62 61
    İtalya 57 59
    Japonya 70 69
    Hollanda 59 61
    Norveç 64 67
    Portekiz 64 65
    İspanya 60 61
    İngiltere 61 62
    Almanya 60 65
    ABD 63 65



    çoğu OECD ülkesinde asgari emeklilik yaşı 65 dolayındadır. Avrupa`da 55-64 yaş grubundaki erkek işgücünün yaklaşık yarısı halen çalışmaktadır.

    (Kaynak: OECD Economic Outlook, Aralık 2002)



    III. SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI YASASI


    Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısı, taslak durumundayken Emeklilik Sigortası Yasa Tasarı Taslağı ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarı Taslağı`nın bütüncül olarak ele alınmasının daha yararlı olacağı düşüncesi ile tek yasa tasarısında birleştirilerek 4 Nisan 2005 tarihinde Başbakanlık tarafından TBMM`ye sevk edilmiştir. Yasama çalışmalarının tamamlanmasının ardından "Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu" ismi ile 19.04.2006 tarihinde yasalaşmıştır.

    Peki, gerçekten bu sistem mevcut sistemin kazanılmış haklarını geriye götürüyor mu? Yeni sistem bir nimet-külfet dengesi getiriyor mu? Kimler üzülecek kimler sevinecek? Bizleri ne gibi sürprizler beklemektedir?


    İŞVERENLERİN HAK VE YÜKÜMLÜLÜKLERİNE İLİŞKİN SORU VE CEVAPLAR

    SORU 1: YENİ YASAYA GÖRE İŞVEREN, ESNAF, SANATKAR, ŞİRKET ORTAĞI VE MEMURLARIN DA İŞ KAZASI DURUMUNDA TIPKI İŞÇİLER GİBİ İŞ KAZASINDAN DOĞAN HAKLARI ELDE EDECEKLERİ DOĞRU MUDUR?

    Mevcut sosyal güvenlik sistemimizde iş kazası kavramı sadece 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası`nda düzenlenmiştir. 1479 sayılı Bağ-Kur Yasası`nda bu yönde herhangi bir tanım yer almamaktadır. Diğer yandan 1479 sayılı Bağ-Kur Yasası`nın 82. maddesinde, Bağ-Kur sigortalılarına 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası`ndaki düzenlemenin kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir. Ancak, Sosyal Sigortalar Yasası`nın 11/A maddesinde düzenlenmiş olan iş kazası hallerinin, Bağ-Kur sigortalılarına uygulanabilir nitelikte olmaması nedeniyle bu konuda uygulama örneği yok denecek kadar azdır.

    5434 sayılı Emekli Sandığı Yasası`nda iş kazasına paralel nitelikte olmak üzere malullükle ilgili düzenlemeye (Yasa`nın 44.maddesine göre her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere malul denir) yer verilmiştir. Bu nedenle de memurlar bakımından ancak ve ancak malul sayılmayı gerektirecek bir zararın ortaya çıkması durumunda 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası`nda yer alan iş kazasına benzer durum ortaya çıkmaktaydı.

    Anlaşılacağı üzere, mevcut sosyal güvenlik sistemi bakımından iş kazası tanımlaması ile kazaya uğrayan bakımından norm ve standart birliği olmayan, çalışanlar arasında eşit ve de adil olmayan bir uygulama hakimdi.

    Yeni Yasa gereğince, hiç bir ayrım yapılmaksızın hizmet akdi ile çalışanlar, kendi nam ve hesabına çalışanlar, şirket ortakları ve de memurlar bakımından, aynı tanım ve şartlarda iş kazası uygulaması getirilmiştir. Buna göre; artık kendi nam ve hesabına çalışanlar, şirket ortakları ve memurlar da tıpkı işçiler gibi bir gün dahi sigortalılıkları bulunsa, iş kazası durumunda buna bağlı haklardan tıpkı işçiler gibi yararlanabileceklerdir.




    SORU 2: YENİ YASAYA GÖRE İŞVEREN, ESNAF, SANATKAR ve de ŞİRKET ORTAKLARININ İŞ YEMEĞİNDE veya İŞ TOPLANTILARINDA UĞRADIKLARI KAZALARIN DA İŞ KAZASI SAYILACAĞI DOĞRU MUDUR?

    Yeni Yasa`nın 13. maddesinde iş kazası sayılan hal ve durumlar belirtilirken, maddenin "b" fıkrasında "…sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş veya çalışma konusu nedeniyle işyeri dışında" meydana gelen kazaların da iş kazası sayılacağı ortaya konulmuştur. Bu durumda iş yemeği veya iş toplantısı olduğu kanıtlanabilecek yemek veya iş toplantılarında meydana gelen kazalar da iş kazası sayılacaktır.




    SORU 3: YENİ YASA GEREĞİNCE SİGORTALI BİLDİRİMİ NASIL SAĞLANACAKTIR?

    1- İşverenler, hizmet akdine göre çalışan sigortalıları, sigortalılık başlangıcından önce, sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kurum`a bildirmekle yükümlüdür.

    Ancak işverenler;
    a) İnşaat iş yerlerinde işe başlatılan sigortalılar en geç çalışmaya başlatıldığı gün,

    b)Yabancı ülkelere sefer yapan ulaştırma araçlarına sefer esnasında alınarak çalıştırılanlar ile Kurum`a ilk defa işyeri bildirgesi verilecek işyerlerinde; ilk defa sigortalı çalıştırmaya başlanılan tarihten itibaren bir ay içinde çalışmaya başlayan sigortalılar için, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç söz konusu bir aylık sürenin dolduğu tarihe kadar,

    c) Kamu idarelerince yurt dışı görevde çalışmak üzere işe alınanların, işten ayrılmış olsalar dahi, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren üç ay içinde, sigortalılıkları sağlanabilir.

    2- Kendi nam ve hesabına çalışan (şirket ortakları dahil) sigortalıları, sigortalılık başlangıcından itibaren kendi mevzuatlarına göre kayıt veya tescili yapan ilgili kurum, kuruluş, birlikler ve vergi daireleri, sigortalı işe giriş bildirgesi düzenleyerek, en geç on beş gün içinde Kurum`a vermekle yükümlüdür. Kurum bu bildirimden itibaren bir ay içinde tescili yapılan kişilere, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başladığını bildirecektir.

    3- Memurlar bakımından ise, kamu işverenleri, çalıştırmaya başlattıkları memurları sigortalılık başlangıcından itibaren, on beş gün içinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kurum`a bildirmekle yükümlüdürler.




    SORU 4: YENİ YASAYA GÖRE SİGORTALILARIN KENDİNİ BİLDİRMESİ ZORUNLU MUDUR?

    Sigortalılar, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç bir ay içinde, sigortalı olarak çalışmaya başladıklarını Kurum`a bildirmekle yükümlüdürler. Ancak, sigortalının kendini bildirmemesi, sigortalı aleyhine delil teşkil etmeyecektir. Sigortalının bu bildirimi yapmamasının herhangi bir yaptırımı yoktur.



    SORU 5: YENİ YASA GEREĞİNCE KAMU İDARELERİ İLE BANKALARININ İŞLEM YAPTIĞI KİŞİLERİN SİGORTALILIĞINI SORGULAYARAK, SİGORTALILIK TESCİLİ BULUNMAYANLARI KURUMA BİLDİRMEKLE YüKüMLü OLDUKLARI DOĞRU MUDUR?

    Yeni Yasa gereğince kamu idareleri ile bankalar, Kurum tarafından sağlanacak elektronik alt yapıdan yararlanmak suretiyle, Kurum tarafından belirlenecek işlemlerde, işlem yaptığı kişilerin sigortalılık bakımından tescilli olup olmadığını kontrol etmek ve sigortasız olduğunu tespit ettiği kişileri, Kurum`a bildirmekle yükümlüdürler.

    Bu yükümlülükleri yerine getirmeyen ilgililer hakkında, idari para cezası uygulanacaktır.



    SORU 6: YENİ YASA İLE İŞ KAZALARI VE MESLEK HASTALIKLARINDA KURUMCA İŞVERENE RüCU KONUSUNDA NE GİBİ YENİLİKLER GELMİŞTİR?

    İş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle işverene rücu konusu, Sosyal Sigortalar Yasası`nın 26. maddesinde düzenlenmektedir. Buna göre; iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya suç sayılır davranışı ya da sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya ve hak sahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa, bu gelirler ve sosyal yardım zamlarının peşin sermaye değerler toplamı, Kurum tarafından kusuru oranında işverene ödettirilmektedir. Ancak, Kurum`un bu şekilde geri isteyebileceği tutar, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmaktadır.

    Belirtilen bu mevcut düzenleme yeni Yasa`nın 21. maddesi olarak aynen düzenlenmiş olmakla birlikte, gelir bağlanmasının gerekmesi durumunda, bu gelirin "bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı" ile sınırlanarak bağlanmasıyla, bu gelirde ilerde meydana gelecek artışların da işverenden talep edilmesinin önüne geçilerek uygulamada dile getirilen "rücunun rücusu" eleştirisine son verilmesine dönük bir adım atılmıştır.



    SORU 7: YENİ YASAYA GÖRE, ALT İŞVEREN, ASIL İŞVERENİN İŞYERİNDE İŞE ALDIĞI SİGORTALILARIN TESCİLİNİ NE ŞEKİLDE SAĞLAYACAKTIR?

    Yeni Yasa`nın 11. maddesinde düzenlendiği üzere, alt işverenin, asıl işverenin işyerinde çalıştırdığı sigortalıları, işverenle aralarında yaptıkları sözleşmenin ibrazı kaydıyla, Kurum`dan alacağı özel bir numara ile asıl işverenin kayıtlı olduğu dosyadan bildirmesi gerekmektedir.



    SORU 8: YENİ YASAYA GÖRE, İŞVERENİN İŞYERİ TESCİL YüKüMLüLüĞü UYGULAMASI NASIL OLACAKTIR?

    Yeni Yasa`nın 11. maddesinde düzenlendiği üzere, işverenler, Örneği Kurum tarafından hazırlanacak iş yeri bildirgesini, en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte, Kurum`a vermekle yükümlüdür. Şirket kuruluşu aşamasında, çalıştıracağı sigortalı sayısını ve bunların işe başlama tarihini, ticaret sicili memurluklarına bildiren işverenlerin, bu bildirimleri Kurum`a yapılmış sayılır. Ticaret sicili memurlukları, kendilerine yapılan bu bildirimi en geç on gün içinde Kurum’a bildirmek zorundadır.

    Diğer yandan 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi şirketlerin nevilerinin değişmesi, birleşmesi veya diğer bir şirkete katılması durumunda, bu hususların ticaret siciline tesciline ilişkin ilan tarihini; adi şirketlerde şirkete yeni ortak alınması durumunda ise en geç yeni ortağın alındığı tarihi takip eden on gün içinde, iş yeri bildirgesi ile Kurum’a bildirilmesi zorunludur.



    SORU 9: YENİ YASADA ALT İŞVEREN NE ŞEKİLDE DüZENLENMİŞTİR VE ASIL İŞVEREN ALT İŞVEREN İLİŞKİLERİNDE HERHANGİ BİR DEĞİŞİKLİK SÖZ KONUSU MUDUR?

    Yeni Yasa`da alt işveren, "bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde, iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişiye alt işveren denir" biçiminde tanımlanmıştır. Yeni Yasa ile getirilen tanım, 4857 sayılı İş Yasası`nın alt işveren tanımına yakın bir durum ortaya çıkarmıştır. Ancak bu tanım 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası`nın 87. maddesinde yer alan "aracı" kavramı ile Örtüşmekle birlikte, yeni Yasada "aracı" kavramı yerine alt işveren kavramı benimsenmiştir.

    Yeni Yasa`da, sigortalıların, üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bunlarla sÖzleşme yapmış olsalar dahi, asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu bildirildiğinden, asıl işveren alt işveren ilişkilerinde herhangi bir değişikliğin söz konusu olduğu söylenmez



    SORU 10: YENİ YASA`YA GÖRE MESLEK HASTALIĞI NE ANLAMA GELMEKTEDİR?

    Yeni Yasa`da meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük halleri olarak tanımlanmıştır.



    SORU 11: YENİ YASA`YA GÖRE İŞVERENLER İŞ KAZASINI BİLDİRMEDEN ÖNCE OLAYIN İŞ KAZASI SAYILIP SAYILMAYACAĞI KONUSUNDA DERİN VE AYRINTILI BİR ANALİZ YAPMAK ZORUNDA MIDIR?

    Yeni yasanın 13.maddesi gereğince, kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilecektir. Bu soruşturma sonunda yazılı olarak bildirilen hususların gerçeğe uymadığı ve olayın iş kazası olmadığı anlaşılırsa, kurumca bu olay için yersiz olarak yapılmış bulunan ödemeler, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan tahsil edileceği düzenlemesi yer aldığından, işverenler iş kazasını bildirmeden önce olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı konusunda derin ve ayrıntılı bir analiz yapmak zorunda kalacaklardır.



    SORU 12: YENİ YASA`DA İŞ KAZASI NASIL TANIMLANMIŞTIR?

    Yeni Yasa`da iş kazası;

    a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

    b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle veya görevi nedeniyle, sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş veya çalışma konusu nedeniyle işyeri dışında,

    c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

    d) Emziren kadın sigortalının, çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

    e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen yada ruhen özre uğratan olay olarak tanımlanmıştır. Görüleceği üzere yeni yasada iş kazası, sigortalılık tanımına dahil olan memurlar ve de kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanlara (şirket ortakları dahil) uygun hale getirilmiştir.



    SORU 13: YENİ YASA GEREĞİNCE İŞVERENLERİN İŞ KAZASINI KURUMA BİLDİRMELERİ ZORUNLU MUDUR?

    Yeni Yasa`ya göre iş kazalarının;

    a) Hizmet akdine göre çalışan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kurum`a da en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde,

    b) Kendi nam ve hesabına bağımsız çalışan (şirket ortakları dahil) sigortalılar bakımından kendisi tarafından, bir ayı geçmemek koşuluyla rahatsızlığının bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonra üç iş günü içinde,

    c) Memurlar bakımından ise, bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine veya kendi mevzuatlarına göre yetkili mercilere derhal ve Kurum`a da en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde,doğrudan ya da taahhütlü posta ile Kurum`a bildirilmesi zorunludur.



    SORU 14: İŞ KAZASI, MESLEK HASTALIĞI, HASTALIK VE ANALIK HALLERİNDE SİGORTALILARA SAĞLANAN HAKLAR NELERDİR?

    İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde sigortalılara şu haklar sağlanır;

    -Sigortalıya; geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi.
    -Sigortalıya; sürekli iş göremezlik geliri bağlanması.
    -İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine; gelir bağlanması.
    -Gelir bağlanmış olan eş ve çocuklara; evlenme ödeneği verilmesi.
    -İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için; cenaze ödeneği verilmesi.

    Sigortalıya hastalık veya analık hallerine bağlı olarak ortaya çıkan iş göremezlik süresince, günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilir.

    Sigortalı kadına veya sigortalı olmayan karısının doğum yapması nedeniyle sigortalı erkeğe, çocuğun yaşaması şartıyla doğumdan sonraki altı ay süresince her ay, doğum tarihinde geçerli olan asgari ücretin üçte biri tutarında emzirme ödeneği verilir.

    Emzirme ödeneğine hak kazanan sigortalılardan sigortalılığı sona erenlerin, bu tarihten başlamak üzere üç yüz gün içinde çocukları doğarsa, sigortalı kadın veya karısı analık sigortası haklarından yararlanacak sigortalı erkek, doğum tarihinden önceki on beş ay içinde en az üç ay prim ödenmiş olması şartıyla emzirme ödeneğinden yararlandırılır.



    SORU 15: YENİ YASAYA GÖRE PRİM BORçLARINDAN DOĞAN SORUMLULUK NASIL DüZENLENMİŞTİR?

    Sigortalıların çalıştırıldığı iş yeri aktif ve pasif değerleri ile birlikte başka bir iş yeri ile birleşir, devredilir veya intikal ederse, eski işverenin Kurum`a olan sigorta primi ile gecikme cezası, gecikme zammı ve faiz dahil tüm borçlarından, aynı zamanda yeni işveren de müştereken ve müteselsilen sorumludur. Bu hükme aykırı sözleşme hükümleri Kurum`a karşı geçersizdir.

    Kurumun prim ve diğer alacakları süresi içinde ve tam olarak ödenmezse, ödenmeyen kısmı sürenin bittiği tarihten itibaren ilk üç aylık sürede, her bir ay için % 3 oranında gecikme cezası uygulanarak artırılır. Ayrıca, her ay için bulunan tutarlara ödeme süresinin bittiği tarihten başlamak üzere borç ödeninceye kadar her ay için ayrı ayrı Hazine Müsteşarlığı’nca açıklanacak bir önceki aya ait Yeni Türk Lirası cinsinden iskontolu ihraç edilen devlet iç borçlanma senetlerinin aylık ortalama faizi bileşik bazda uygulanarak gecikme zammı hesaplanır. Ancak, ödemenin yapıldığı ay için gecikme zammı günlük hesaplanır. Bakanlar Kurulu, ilk üç ay için uygulanan gecikme cezası oranını iki katına kadar artırmaya veya bu oranı % 1 oranına kadar indirmeye, yeniden kanuni oranına getirmeye ve uygulama tarihini belirlemeye yetkilidir. Dava ve icra takibi açılmış olsa bile, prim ve diğer Kurum alacaklarının ödenmemiş kısmı için gecikme cezası ve gecikme zammı tahsil edilir.

    Yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespit edilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine kanuni faizi ile birlikte geri verilir. Kanuni faiz, primin Kurum`a yatırıldığı tarihi takip eden ay başından, iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre için hesaplanır. Ancak Borçlar Kanunu`nun 65 inci maddesi hükmü saklıdır.

    Prim iadesi nedeniyle sigortalıların, isteğe bağlı sigortalıların, genel sağlık sigortalılarının aylık, gelir, ödenek ve sağlık hizmetlerinden yararlanma şartlarını yitirmeleri durumunda, bu kanuna göre ödenen aylık, gelir ve ödenekler ile sağlanan sağlık hizmetleri durdurulur. Yanlış veya yersiz yapılan masraflar, 96’ncı madde hükümlerine göre ilgililerden geri alınır.



    SORU 16: YENİ YASA`DA PRİM BORçLARINDA ZAMANAŞIMI UYGULAMASI NE ŞEKİLDE DüZENLENMİŞTİR?
    Yeni yasada prim ve diğer alacakları, ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak on yıllık zaman aşımına tabidir. Kurumun prim ve diğer alacakları, hizmet tespiti veya asgari işçilik uygulaması nedeniyle doğmuş ise, zaman aşımı süresi, mahkeme kararının kesinleşme tarihinden; Kurum veya diğer kamu idarelerinin denetim ve kontrolle görevlendirilen memurları tarafından yapılan tespitler sonucunda doğmuş ise, rapor tarihinden veya bu idareler tarafından düzenlenen belgelerden doğmuş ise, belgenin Kurum`a intikal ettiği tarihi takip eden yıl başından itibaren beş yıl olarak uygulanır. Ancak, bu durumda zaman aşımı süresi on yıldan az olamaz. Bu alacaklar için gecikme cezası ve gecikme zammı, alacağın ait olduğu ayın veya dönemin sonundan itibaren uygulanır.

    Bu Kanun`a dayanılarak Kurum tarafından açılacak tazminat ve rücu davaları, on yıllık zaman aşımına tâbidir. Zaman aşımı tarihi; rücu konusu gelir ve aylıklar bakımından Kurum onay tarihinden, masraf ve ödemeler için ise, masraf veya ödeme tarihinden itibaren başlar.

    Zaman aşımından sonra yapılan ödemeler kabul edilir. Ancak, kendi namına ve hesabına çalışan sigortalıların (şirket ortakları dahil) zaman aşımı nedeniyle prim ödenmeyen süreleri, sigortalılık süresinden sayılmaz ve bu süreye ilişkin sigortalılık hak ve yükümlülükleri düşer.




    SORU 17: YENİ YASADA İŞVERENLERE UYGULANACAK İDARİ PARA CEZALARI NE ŞEKİLDE DüZENLENMİŞTİR?

    İşverenler hakkında;
    a)Sigortalı işe giriş bildirgesini Kurumca belirlenen şekle ve usule uygun vermeyenler veya Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde anılan ortamda göndermeyenler veya bu kanunda belirtilen süre içinde vermeyenlere, her bir sigortalı için aylık asgari ücret tutarında, idari para cezası uygulanır.
    b) İş yeri bildirgesini Kurumca belirlenen şekle ve usule uygun vermeyenler veya Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde, anılan ortamda göndermeyenler veya bu kanunda belirtilen süre içinde Kurum’a vermeyenlere;


    1) Kamu idareleri ile bilanço esasına göre defter tutmak zorunda olanlar için asgari ücretin üç katı tutarında,
    2) Diğer defterleri tutmak zorunda olanlar için asgari ücretin iki katı tutarında,
    3) Defter tutmakla yükümlü olmayanlar için bir aylık asgari ücret tutarında, idari para cezası uygulanır.

    c) Prim belgelerini, Kurumca belirlenen şekilde ve usulde vermeyenler ya da Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde anılan ortamda göndermeyenler veya belirlenen süre içinde vermeyenlere her bir fiil için;

    1) Belgenin asıl olması halinde aylık asgari ücretin üç katını geçmemek kaydıyla belgede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgari ücretin beşte biri tutarında,
    2) Belgenin ek olması halinde, aylık asgari ücretin üç katını geçmemek kaydıyla her bir ek belgede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgari ücretin sekizde biri tutarında,
    3) Ek belgenin Kurumca re`sen düzenlenmesi durumunda, aylık asgari ücretin yarısı tutarında,
    4) Belgenin mahkeme kararı, Kurum veya diğer kamu idarelerinin denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurlarınca yapılan tespitler sonucunda veya bu idareler tarafından düzenlenen belgelerden hizmetleri veya kazançları Kurum`a bildirilmediği veya eksik bildirildiği anlaşılan sigortalılarla ilgili olması halinde, belgenin asıl veya ek nitelikte olup olmadığı, işverence düzenlenip düzenlenmediği dikkate alınmaksızın, aylık asgari ücretin üç katı tutarında, idari para cezası uygulanır.

    d) Kurum`un defter ve belge incelemeye yetkili denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurları tarafından veya serbest muhasebeci mali müşavirler ile yeminli mali müşavirlerce düzenlenen raporlara istinaden, Kurum`a bildirilmediği tespit edilen eksik işçilik tutarının mal edildiği her bir ay için, aylık asgari ücretin üç katı tutarında idari para cezası uygulanır.
    e) Kayıt ve belge ibrazı konusunda Kurumca yapılan yazılı ihtara rağmen on beş gün içinde mücbir sebep olmaksızın yerine getirmeyenlere;

    1) Bilanço esasına göre defter tutmakla yükümlü iseler, aylık asgari ücretin on iki katı tutarında,
    2) Diğer defterleri tutmakla yükümlü iseler, aylık asgari ücretin altı katı tutarında,
    3) Defter tutmakla yükümlü değil iseler, asgari ücretin üç katı tutarında,
    4) Defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle verilmesi gereken ceza tutarını aşmamak kaydıyla; defter ve belgelerin tümünü verilen süre içinde ibraz etmekle birlikte, kullanılmaya başlanmadan önce tasdik ettirilmesi zorunlu olduğu halde tasdiksiz tutulmuş olan defterler, kanuni tasdik süresi geçtikten sonra tasdik ettirilmiş olan defterlerin tasdik tarihinden önceki kısmı, işçilikle ilgili giderlerin işlenmemiş olduğu tespit edilen defterler, sigorta primleri hesabına esas tutulan kazançların kesin olarak tespitine imkan vermeyecek şekilde usulsüz, karışık veya noksan tutulmuş defterler, herhangi bir ay için sigorta primleri hesabına esas tutulması gereken kazançların ve kazançlarla ilgili ödemelerin (sigorta primine esas kazancın ödemeye bağlı olduğu durumlar dahil) o ayın dahil bulunduğu hesap dönemine ait defterlere işlenmemiş olması halinde, o aya ait defter kayıtları, Vergi Usul Kanunu gereğince bilanço esasına göre defter tutulması gerekirken işletme hesabı esasına göre tutulmuş defterler geçerli sayılmaz ve bu geçersizlik hallerinin her biri için, aylık asgari ücretin yarısı tutarında,
    5) İşverenler tarafından ibraz edilen aylık ücret tediye bordrosunda; asgari olarak işyerinin sicil numarası, bordronun ilişkin olduğu ay, sigortalının adı, soyadı, sigortalının sosyal güvenlik sicil numarası, ücret ödenen gün sayısı, sigortalının ücreti, ödenen ücret tutarı yer alır. Ücretin alındığına dair sigortalının imzasını ihtiva etmeyen (makbuz mukabilinde veya banka kanalıyla yapılan ödemeler hariç) ücret tediye bordroları geçerli sayılmaz ve bu geçersizlik hallerinin her biri için aylık asgari ücretin yarısı tutarında, idari para cezası uygulanır. Verilen süre dışında ibraz edilen defter ve belgelerin tümünün veya bir bölümünün geçersiz olması durumunda, tutulan defter türü de dikkate alınarak bu bendin sadece 1, 2 ve 3 numaralı alt bentlerine göre idari para cezası uygulanır.


    f) 86.maddenin altıncı fıkrasında (Fiilen veya iş yeri kayıtlarından tespit edilecek her türlü bilgiden veya kamu kurum ve kuruluşları tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu kanun uyarınca Kurum`a verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi) ve 85 inci maddenin beşinci fıkrasında (Kamu idareleri, döner sermayeli kuruluşlar ile bankalar, bu maddenin uygulanmasıyla ilgili Kurumca istenilecek bilgileri ve belgeleri yazılı olarak en geç bir ay içinde verilmemesi) belirtilen yükümlülükleri belirtilen sürede yerine getirmeyenlere, aylık asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır.
    g) Kurum`un denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurlarının, bu kanunun uygulanmasından doğan inceleme ve soruşturma görevlerini yerine getirmeleri sırasında işverenler, sigortalılar, işyeri sahipleri ve bu işle ilgili diğer kişiler, görevlerini yapmasına engel olamazlar. Engel olanlar hakkında eylemleri başka bir suç oluştursa dahi, aylık asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır.



    SORU 18: YENİ YASA GEREĞİNCE İŞVERENLERE İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASI AYRICA İDARİ PARA CEZALARINA İTİRAZ USUL VE ESASLARI NE ŞEKİLDE DüZENLENMİŞTİR?

    Mahkeme kararına, Kurum veya diğer kamu idarelerinin denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurlarınca yapılan tespitlere ya da kamu idarelerinden alınan belgelere istinaden düzenlenenler hariç olmak üzere, bildirgenin yasal süresi geçtikten sonra ilgililerce kendiliklerinden verilmesi halinde, sigortalı işe giriş ve işyeri bildirgeleri nedeniyle verilen cezalar % 50 oranında uygulanır.

    İdari para cezası uygulanması belgelerin Kurum`a verilmesi yükümlülüğünü kaldırmaz.

    İdari para cezaları ilgiliye tebliğ ile tahakkuk eder. Tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Kurum`a ya da Kurum`un ilgili hesaplarına yatırılır veya aynı süre içinde Kurum`a itiraz edilebilir. İtiraz, takibi durdurur. Kurum tarafından itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde yetkili sulh ceza mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde, idari para cezası kesinleşir.

    İdari para cezalarının, Kurum`a itiraz edilmeden veya yargı yoluna başvurulmadan önce tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde peşin ödenmesi halinde, bunun dörtte üçü tahsil edilir. Peşin ödeme idari para cezasına karşı yargı yoluna başvurma hakkını etkilemez. Ancak Kurumca veya mahkemece Kurum lehine karar verilmesi halinde, daha önce tahsil edilmemiş olan ceza tutarının dörtte birlik kısmı, tahsil edilir.

    Mahkemeye başvurulması idari para cezasının takip ve tahsilini durdurmaz. Tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde ödenmeyen idari para cezaları, hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir.

    İdari para cezaları on yıllık zaman aşımı süresine tabidir. Zaman aşımı süresi, fiilin işlendiği tarihten itibaren başlar.

    İdari para cezaları hakkında, bu Kanun`da hüküm bulunmayan hallerde 30.03.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanacaktır.








    ÇALIŞANLARIN HAK VE YÜKÜMLÜLÜKLERİNE İLİŞKİN SORU VE CEVAPLAR


    SORU 1: YENİ SİSTEMDE MEMURLARA ÖDENEN NET MAAŞ TUTARINDA HERHANGİ BİR DüŞME OLACAK MIDIR?
    Mevcut uygulamada memurların aylıklarının tamamı prime tabi tutulmaktadır. Memurların prime esas kazançları üzerinden %16 oranında prim kesintisi yapılmakta olup, bu tutara memurların kendi kurumları tarafından % 20 katkı sağlanmaktadır.

    Yeni yasanın 80. maddesi gereğince memurların tüm kazançları (bazı küçük istisnalar dışında) üzerinden prim kesintisi yapılması öngörülmektedir. Böylece memur maaşlarından mevcut duruma göre daha fazla prim kesilmesi söz konusu olacağından, memurların net maaşında düşüş yaşanacağı açıktır. Ancak yasanın geçici 4. maddesinde bu net maaş düşüşüne neden olacak farkının memurların kendi kurumları tarafından karşılanması yönünde hüküm getirilmiştir. Bu durumda memur maaşlarında herhangi bir düşme söz konusu olmayacaktır.





    SORU 2: YENİ YASA NEDENİYLE MEMURLAR, İŞçİLER ve KENDİ HESABINA BAĞIMSIZ çALIŞANLARIN EMEKLİLİK (YAŞLILIK) AYLIKLARINDA AZALMA YAŞANACAK MIDIR?
    Mevcut uygulamada memurların emekliliğinde, emeklilik öncesi maaşlarının yüzde 75`i oranında emekli aylığı bağlanmaktadır. Bu da yüzde 3.3 aylık bağlama oranına karşılık gelmektedir. Yeni yasa ile emekli aylığı bağlama oranı yüzde 2.5`a çekilmektedir. Yasa`nın yürürlüğe girmesinden sonra aylık bağlama oranı 2016 yılına kadar, her yıl için yüzde 2.5, 2016 yılı itibariyle ise yüzde 2 olacaktır. Bu durumda 25 yıllık çalışma süresi esas alındığında emekli aylığı memur maaşının yüzde yüzde 62.5`i olarak hesaplanacaktır. Ancak bu durum, mutlaka emekli aylıklarında düşüş olacağı anlamına gelmemektedir. Yeni yasanın getirdiği düzenleme gereğince emekli aylığını belirleyen kriterlerden birisi olan prime tabi kazanç tutarı, artık memur maaşının hemen hemen tamamını kapsayacağından, daha açık anlatımla prime esas tutulan matrah artacağından emekli aylıklarında, aylık bağlama oranının yol açacağı düşüş telafi edilmiş olacaktır.

    Aylık bağlama oranı, kişinin sigortalı olarak geçirdiği her yıl başına, çalışma süresi boyunca prime esas kazançtan hesaplanan ortalama aylık kazanç ya da gelirinin yüzde kaçını emekli aylığı olarak alacağını göstermektedir. Aylık bağlama oranının dünya ortalaması her yıl için yüzde 1.5`dir. SSK ve Bağ-Kur`da bu oran yüzde 2.6, Emekli Sandığında ise yüzde 3 olarak uygulanmaktadır. Yeni yasa`nın yürürlüğe girmesinden sonra aylık bağlama oranı 2016 yılına kadar her yıl için yüzde 2.5, 2016 itibariyle ise yüzde 2 olarak uygulanacaktır. Aylık bağlama oranı düşmekle birlikte, eskiye nazaran daha uzun süre sistemde kalınacak olması ve de eski uygulamaya göre prime esas kazanç tutarının daha yüksek bir matrah olması dolayısıyla daha çok prim kesintisi gerçekleşecek olması emekli (yaşlılık) aylıklarının düşmesi önlenmiş olmaktadır.

    İlk kez 01.01.2007 tarihinden sonra sigortalı olup 9.000 bin gün prim ödeyen sigortalıya yüzde 54,5 oranında aylık bağlanacaktır. İlk sigortalılık tarihi ilerledikçe, aylık bağlama oranı düşeceği, ancak aktif sigortalılık süresi uzadıkça oran yükseleceği unutulmamalıdır.




    SORU 3: YENİ SİSTEMDE çALIŞANLARIN HEKİM RAPORU İLE İSTİRAHATLI KALDIKLARI DEVREDE ÖDENECEK İSTİRAHAT PARASI UYGULAMASINDA HERHANGİ BİR DEĞİŞİKLİK YAPILMIŞ MIDIR?
    Yeni sistemde sigortalının hastalığı nedeniyle istirahat aldığı durumlarda brüt ücretinin 2/3`ü Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından istirahat parası olarak bu kişilere ödenecektir. Brüt ücret üzerinden yapılan kesintiler düşünüldüğünde istirahat parası, sigortalının normal çalışması halinde eline geçen net ücretten daha yüksek bir tutar olarak gerçekleşecektir.



    SORU 4: YENİ YASAL DüZENLEME İLE GETİRİLEN SİSTEMDE SOSYAL GüVENLİK DESTEK PRİMİ UYGULAMASI SüRECEK MİDİR?
    Sosyal güvenlik teorisinde kural olarak, çalışmaya devam eden kimseye yaşlılık (emeklilik) aylığı ödemesi yapılmaz. Ülkemizde bunun istisnası sosyal güvenlik destek primi uygulamasıdır. Sosyal güvenlik destek primi oranı halihazırda, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası`nda %30, 1479 sayılı Bağ-Kur Yasası`nda %10 olarak uygulanmaktadır. Yeni yasada sosyal güvenlik destek primi müessesesi korunmuş; ancak, tüm sigortalılar arasında norm ve standart birliği sağlanması bakımından prim oranı normal prim düzeyine, yani %32`ye yükseltilmiştir.Bu prim emeklilik (yaşlılık) aylığı üzerinden kesilecektir.Çalışmaya devam eden bu kimseler yaşlılık (emeklilik) aylığını almamak koşuluyla bu primden kurtulabileceklerdir. Bu durumda bu kimseler için aynen normal çalışan gibi primlendirme işlemi yapılacaktır.




    SORU 5: YENİ YASAL DüZENLEMEDE çOCUKLAR NASIL SAĞLIK YARDIMI ALACAKLAR?
    Yeni yasa, Avrupa Birliği normlarına uygun olarak vatandaşlık temelini esas aldığından, cinsiyet fark etmeksizin tüm çocuklar 18 yaşına kadar, anne babalarının genel sağlık sigortası kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın, sağlık yardımlarından yararlanacaklardır. Anne ve/veya babası olmayan çocukların, bu durumun saptanmasıyla birlikte primleri devlet tarafından ödenerek genel sağlık sigortası kapsamında sağlık yardımlarından yararlandırılacaktır.

    Çocukların 18 yaşını doldurması durumunda, evli olmamak, kendisinin çalışmaması, gelir ya da aylık bağlanmamış olması ön koşulları ile, lise veya dengi öğrenim görmesi, 3308 sayılı yasa kapsamında çıraklık eğitimi veya beceri eğitimi(mesleki eğitim) görmesi halinde 20 yaşına kadar, yüksek öğrenim görmesi halinde ise 25 yaşına kadar anne ve/veya babasının üzerinden sağlık hakkından yararlanabilecektir.

    Yasa ile kız ve erkek çocuklar sağlık hakkı bakımından 25 yaşından sonra anne veya babalarının vesayetinden çıkarılacaklarından kendi adlarına Genel Sağlık Sigortası kapsamına alınacaklar.

    Yasal düzenlemede lise ve dengi okullarda okuyan çocuklar dışında aday çırak, çıraklık ve işletmelerde meslek eğitimi görenler eğitimleri süresince anne ya da babasının üzerinden Genel Sağlık Sigortası hakkından yararlanabilecek olması bir yenilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak bu konuda gözle görünür bir yasal düzenleme kargaşası dikkati çekmektedir. Şöyle ki; yasal düzenlemenin 5/b maddesinde "Hizmet akdi ile çalışmamakla birlikte 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu`nda belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler hakkında iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık sigortası; meslek liselerinde okumakta iken veya yüksek öğrenimleri sırasında zorunlu staja tabi tutulan öğrenciler hakkında ise iş kazası ve meslek hastalığı sigortası uygulanır ve bentte sayılanlar, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılırlar." Hükmü ile hastalık, iş kazası ve meslek hastalığı bakımından tıpkı eski sistemdekine paralel olarak sigortalılık güvencesi getirilmişken, bu kimselerin anne ve/veya babanın bakmakla yükümlü olduğu kimseler arasında zikredilerek "Genel Sağlık Sigortası" kapsamında ikinci kez yer almaları anlaşılabilir bulunmamaktadır.




    SORU 6: MALUL OLAN çOCUKLARLA İLGİLİ OLARAK YENİ YASAL DüZENLEME NASILDIR?
    Malul olduğu saptanan çocuklar, cinsiyetine ve yaşına bakılmaksızın anne ya da babasının üzerinden genel sağlık sigortası kapsamına alınmıştır.




    SORU 7: ANNE VEYA BABASI üZERİNDEN GELİR YA DA AYLIK ALAN KİMSELERİN SAĞLIK YARDIMI YENİ YASAL DüZENLEME İLE NASIL UYGULANACAK?
    Anne veya babası üzerinden gelir ya da aylık alanlar ise, bu gelir ve aylığı almaya devam ettikleri sürece, Genel Sağlık Sigortası kapsamında sağlık hakkından yararlanacaktır.




    SORU 8: YENİ YASAL DüZENLEMEYE GÖRE, AYLIK VE GELİRLERİN BİRLEŞMESİ HALİNDE YAŞLILIK, MALULLüK VE ÖLüM SİGORTALARINDAN HANGİSİNİN BAĞLANACAĞI NE ŞEKİLDE DüZENLENMİŞTİR?
    Yeni Yasa gereğince, yaşlılık ve malullük aylığına hak kazanan sigortalıya, bu aylıklardan yüksek olanı, aylıkların eşit olması durumunda ise sadece yaşlılık aylığı Ödenecektir. Mevcut sisteme göre bağlanmış hiç bir aylık kesilmeyeceğinden, yaşlılık ve malullük aylığı ile birlikte, ölen eşinden dolayı da aylığa hak kazanan sigortalı her iki aylığını almayı sürdürebilecektir.

    Çocukların anne ve babadan ayrı ayrı aylığa hak kazandıkları durumda yüksek olan aylığın tamamı, az olan aylığın ise yarısı verilecektir. Birden fazla çocuktan dolayı aylığa hak kazanan anne ve/veya babaya, yüksek olan aylık ödenecektir.

    Kız çocukları, hem anne ve babasından ölüm aylığına, hem de eşinden dolayı aylığa hak kazandıysa kendisine, tercih ettiği aylıktan biri ödenecektir.

    Kadının eşinden boşanması durumunda boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşamaya devam ettiği saptanırsa eş ve çocukların bağlanmış olan aylıkları kesilerek yersiz ödenmiş olan tutarlar da yasal faizi ile birlikte geri alınacaktır.




    SORU 9: HARP MALULLERİ İLE TERÖRLE MüCADELE KANUNU VEYA ASAYİŞ VE GüVENLİĞİN SAĞLANMASI İLE İLGİLİ KANUNLARA GÖRE VAZİFE MALULLüĞü AYLIĞI BAĞLANANLAR HAKKINDA GETİRİLEN YENİ YASAL DüZENLEMELER NELERDİR?
    Harp malulleri ile Terörle Mücadele Kanunu veya asayiş ve güvenliğin sağlanması ile ilgili kanunlara göre vazife malullüğü aylığı bağlananlardan yeni yasaya tabi çalışanlar hakkında, mevcut aylıkları kesilmeksin, sadece kısa vadeli sigorta kollarına (genel sağlık, iş kazası, meslek hastalığı sigortalarına) tabi tutulacaklardır.

    SORU 10: YENİ YASA GEREĞİNCE KİMLER ZORUNLU SİGORTALILIK KAPSAMINDADIR?
    Yeni yasa gereğince aşağıdaki kişiler zorunlu sigortalılık kapsamındadır :

    1- Bir veya birden fazla işverene bağlı olarak hizmet akdi ile çalışanlar,

    2- Köy mahalle muhtarları,

    3- Kendi hesabına bağımsız çalışanlar (Ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr sicili ile birlikte kanunla kurulan meslek odalarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar, anonim şirketlerin kurucu ortakları ve/veya yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları)

    4- Kamu idarelerinde çalışanlar

    5- Tarımsal faaliyette bulunanlar,

    6- İşçi sendikalarının yönetim kurullarına seçilenler,

    7- Bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan; film, tiyatro, sahne, gösteri, ses ve saz sanatçıları ile müzik, resim, heykel, dekoratif ve benzeri diğer uğraşları içine alan bütün güzel sanat kollarında çalışanlardan, düşünürlerden ve yazarlardan hizmet akdi ile çalışanlar,

    8- Mütekabiliyet esasına dayalı olarak uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülke uyruğunda olanlar hariç olmak üzere, yabancı uyruklu kişilerden hizmet akdi ile çalışanlar,

    9- 2/7/1941 tarihli ve 4081 sayılı çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun`a göre çalıştırılanlar,

    10- 24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu`nda belirtilen umumi kadınlar (genelevde çalışan kadınlar)

    11- Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen kurslarda usta öğretici olarak çalıştırılanlar, kamu idarelerinde ders ücreti karşılığı görev verilenler ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu`nun 4/C üncü maddesi kapsamında çalıştırılanlar,

    SORU 11: YENİ YASA GEREĞİNCE KİMLER ZORUNLU SİGORTALILIK KAPSAMINDA DEĞİLDİR?

    Yasa`nın uygulanmasında şu kişiler zorunlu sigortalılık kapsamında değildir;

    1- İşverenin, işyerinde ücretsiz çalışan eşi,

    2- Aynı konutta birlikte yaşayan ve üçüncü derece dahil bu dereceye kadar akrabalar arasında yaşadıkları konut içinde yapılan işlerde çalışanlar,

    3- Ev hizmetlerinde süreksiz çalışanlarla ev hizmetlerinde iş akdi ile sürekli çalışmasına rağmen aylık kazançları prime esas günlük kazanç alt sınırının 30 katından az olanlar,

    4- Er ve erbaşlar, yedek subay okulu Öğrencileri, yabancı bir ülkede kurulu herhangi bir kuruluştan gÖnderilen ve yabancı ülkede sosyal sigortaya tabi olduğunu belgeleyen kişiler ile Türkiye`de kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, yurtdışında ikamet eden ve o ülkenin sosyal güvenlik mevzuatına tabi olanlar,

    5- Meslek ve sanat okulları ile yüksekokullarda yapım ve üretim işlerinde çalışan Öğrenciler, sağlık hizmeti sunucuları tarafından işe alıştırılmakta olan hasta veya maluller,
    6- 18 yaşını doldurmamış olanlar,

    7- Kamu idareleri hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının 30 katından az olduğunu belgeleyenler,

    8- Niteliği itibariyle bir kişinin, bir gün içinde yapabileceği işlerde yevmiyeli olarak çalışanlar,

    9- Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan gelir vergisinden muaf olup esnaf ve sanatkar siciliyle birlikte, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar,


    10- Aylık kazançlarından bu faaliyetine ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın prime esas günlük kazanç alt sınırının 30 katından az olduğunu belgeleyenler.

    SORU 12: YüKSEK ÖĞRENİMLERİ SIRASINDA ZORUNLU STAJA TABİ TUTULAN ÖĞRENCİLERİN SOSYAL GüVENLİĞİ HAKKINDA YENİ YASAL DüZENLEME BİR YENİLİK GETİRMİŞ MİDİR?
    Mevcut Yasal düzenlemede yüksek öğrenimleri sırasında zorunlu (üniversitede stajın zorunlu olduğu belgelenmek şartıyla) staja tabi tutulan öğrenciler sigortalı sayılmamaktaydı.

    Yeni yasal düzenlemenin 5/b maddesinin"…..yüksek öğrenimleri sırasında zorunlu staja tabi tutulan öğrenciler hakkında ise iş kazası ve meslek hastalığı sigortası uygulanır ve bentte sayılanlar, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılırlar." hükmü gereğince 01.01.2006 tarihinden itibaren yüksek öğrenimleri sırasında zorunlu staja tabi tutulan öğrenciler staj süresi ile sınırlı olarak ve de sadece iş kazası ve meslek hastalığı sigortası bakımından sigortalı sayılacaktır.

    SORU 13: YENİ YASAYA GÖRE KİMLER MALUL SAYILMAKTADIR?

    Yeni yasa gereğince, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu çalışma gücünün en az %60`ını kaybettiği saptanan sigortalı, malullük sigortası bakımından malul sayılmaktadır. Malullük aylığı alınabilmesi için sigortalının en az 10 yıldır sigortalılığının bulunup, 1800 gün veya başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul ise en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi bulunması gerekmektedir. Malullük aylığı, prim ödeme gün sayısı 9.000 günden az olan sigortalılar için 9.000 gün üzerinden, 9.000 gün ve daha fazla olanlar için ise toplam prim Ödeme gün sayısı üzerinden hesaplanacaktır. Sigortalı, başka birinin sürekli bakımına muhtaçsa, tespit edilen aylık bağlama oranının 10 puan artırılması gerekmektedir.

    Sigortalının ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce çalışma gücünün % 60`ının zaten kayıp olduğu sonradan saptanırsa, sigortalı bu hastalık veya arızası sebebiyle malullük aylığından yararlanamayacaktır.

    SORU 14: YENİ YASAYA GÖRE YAŞLILIK AYLIĞI KOŞULLARI NASIL OLACAKTIR?

    Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 01.01.2007 tarihinde yürürlüğe gireceğinden 1 Ocak 2007`den Önce bir gün dahi sigortalı olanlar için emeklilik koşullarında (emeklilik yaşı veya prim ödeme gün sayısında) herhangi bir değişiklik olmayacaktır.

    01.01.2007 tarihinden sonra ilk kez sigortalı olanlar için, emeklilik yaşında 2036 yılına kadar değişiklik öngörülmemektedir. 2036`dan itibaren emekli olacaklar için ise, emeklilik yaşı, kademeli olarak artırılacak. 2048 yılında emeklilik yaşı kadın ve erkek için 65 yaşında eşitlenmektedir.



    EMEKLİLİKTE KADEMELİ GEÇİŞ TABLOSU


    YILLAR ERKEK KADIN
    2005-2035 61 59
    2036-2037 62 60
    2038-2039 63 61
    2040-2041 64 62
    2042-2043 65 63
    2044-2045 65 64
    2046-2047 65 65
    2048 65 65



    Mevcut uygulamada S.S.K sigortalısı olanlar 7.000 gün olan prim ödeme gün sayısı, 20 yıl için her yıl 100`er gün artırılarak 9 bin güne çıkarılacaktır. İlk defa 01.01.2007 tarihinden sonra sigortalı olacakların emekliliklerinde 9.000 gün prim ödeme gün sayısı koşulu bulunacaktır. Mevcut uygulamada S.S.K sigortalısı olanlar ise 7.000 gün prim ödemek suretiyle emekli olabileceklerdir.

    Yeni yasa ile ilk kez "kısmi emeklilik" müessesesi getirilmiştir. Buna göre, kişiler 5.400 gün prim ödemiş olmaları koşulu ile emekli olabileceklerdir.

    Sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce malul sayılmayı gerektirecek derecede hastalık veya özrü bulunan ve bu nedenle malullük aylığından yararlanamayan sigortalılar, en az 15 yıldan beri sigortalı bulunmak ve adına en az 3.960 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primi bildirilmiş olmak koşuluyla yaşlılık aylığına hak kazanacaktır. çalışma gücündeki kayıp oranının % 50 ile %59 arasında olduğunun saptanması durumunda, en az 16 yıldan beri sigortalı olmak ve adına en az 4.320 gün; kayıp oranı yüzde % 40 ile % 49 arasında olduğu belirlenen sigortalılar ise, en az 18 yıldan beri sigortalı olmak ve adına 4.680 gün, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak koşuluyla, yaş koşulu aranmaksızın aylığa hak kazanılacaktır.

    Yeraltı işlerinde sürekli veya değişimli (münavebeli) olarak en az 20 yıldan beri çalışan sigortalı maden işçilerinin emeklilik yaşı ise 55 olarak esas alınmaktadır.



    SORU 15: GENEL SAĞLIK SİGORTASI NE ANLAMA GELİYOR?
    Yeni yasaya göre, nüfusun tamamı sağlık yardımı güvencesine zorunluluk esasına göre alınmaktadır.Bu sisteme genel sağlık sigortası denilmektedir. Sigortalıların, gelirlerinin % 12.5`i oranında genel sağlık sigortası primi ödemeleri gerekmektedir. Genel sağlık sigortası primi ödeyemeyecek derecede yoksul olanların genel sağlık sigortası primleri devlet tarafından ödenecektir.





    SORU 16 : GENEL SAĞLIK SİGORTASI NEDENİYLE HİçBİR SOSYAL GüVENLİK KURUMUNA BAĞLI OLMAYAN KİŞİLERDEN DE PRİM ALINACAK MI, ALINACAK İSE KİŞİ BAŞINA ALINACAK?
    01.01.2007 tarihinden önce hiçbir sosyal güvenlik kurumuna bağlı olmayan ve de yoksul olmayan vatandaşların da % 12 oranında (yalnızca genel sağlık sigortasına tabi olanlar ile isteğe bağlı sigortalıların genel sağlık sigortası primi, prime esas kazancın % 12`si olacağı için) genel sağlık sigortası primi ödemeleri zorunlu olacaktır.

    Çalışan bir kişinin ödediği primler, kişinin bakmakla yükümlü olduğu kişilerin de sağlık hizmeti ödemelerinden yararlanmasını sağlayacaktır. Başka bir anlatımla genel sağlık sigortası için ödenecek prim, kişi başına değil, aile başına ödenecektir.

    Devlet, genel sağlık sigortası primlerine % 3 oranında katkıda bulunacaktır.




    SORU 17: KİMLER GENEL SAĞLIK SİGORTASI KAPSAMINA GİRMEKTEDİR?

    Aşağıdaki kimseler genel sağlık sigortası kapsamına girmektedir:

    1- İsteğe bağlı sigortalılar,

    2- Sigortalı sayılmayanlardan olup, yeşil kart verilen kişiler,

    3- Vatansızlar ve sığınmacılar,

    4- 65 Yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz ve kimsesiz Türk Vatandaşlarına aylık bağlanması hakkında kanun hükümlerine göre aylık alanlar,

    5- Şeref aylığı alanlar, vatani hizmet tertibinden aylık alanlar,

    6- 2330 sayılı nakdi tazminat ve aylık bağlanması hakkında kanun hükümlerine göre aylık alanlar,

    7- Sosyal Hizmetler çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu hükümlerine göre korunma, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden ücretsiz yararlananlar,

    8- Harp malulü aylığı alanlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamında aylık alanlar,

    9- Geçici köy korucuları,

    10- Oturma izni almış yabancı ülke vatandaşlarından yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında sigortalı olmayan kişiler,

    11- Sosyal güvenlik kanunlarına göre gelir ve aylık bağlanmış olan kişiler,

    12- İşsizlik ödeneğinden yararlananlar,

    13- Kamu idarelerinin dış temsilciliklerinde istihdam edilenler.

    14- Yukarıda sayılanlar dışında kalan ve başka bir ülkede sağlık sigortasından yararlanma hakkı bulunmayan kişiler,




    SORU 18: GENEL SAĞLIK SİGORTASINDA HASTALARIN SAĞLIK KURUMU SEÇME HAKKI VAR MIDIR?
    Genel sağlık sigortasında Sosyal Güvenlik Kurumu talepte bulunan tüm hastaneler ve sağlık kuruluşlarıyla sözleşme yapacağından, sigortalılar sevk zincirine uyarak (Öncelikle birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvurarak) anlaşmalı sağlık kuruluşlarından istediklerine gidebilecektir. Genel sağlık sigortası kapsamında kamu ve özel hastane ayrımı söz konusu olmamaktadır.



    SORU 19: GENEL SAĞLIK SİGORTASINDA KATILIM PAYI UYGULAMASI NASIL OLACAKTIR?
    Genel sağlık sigortası bakımından sigortalı olanların, sağlık hizmeti sunucusuna başvurdukları tarihten önceki son 1 yıl içinde 30 gün genel sağlık sigortası primi ödemiş olmaları gerekmektedir. İsteğe bağlı sigortalıların ise, prim borcu bulunmaması koşulu aranacaktır.

    Ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi, protez, ortez, iyileştirme araç ve gereçleri ile ayakta tedavide sağlanan ilaçlar için katılım payı alınacaktır. Ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi için 2 YTL, ayaktan tedaviden sağlanan ilaçlar, protez, ortez, iyileştirme araç ve gereçleri için ise yüzde 10 ila 20 oranında katılım payı alınacak. İş kazası ve meslek hastalıkları ile askeri tatbikat ve manevralarda sağlanan sağlık hizmetlerinden, afet ve savaş hali nedeniyle sağlanan sağlık hizmetlerinden, raporla belgelenen kronik hastalıklardan, hayati öneme sahip organ nakli ve kontrol muayeneleri, harp okulu ve polis akademisi öğrencilerinden katkı payı alınmayacaktır. Sigortalının sevk zincirine uymaksızın tedavi görmesi durumunda yüzde 10 ila 20 oranında katılım payı yerine yüzde 50 oranında artırılacaktır.



    SORU 20: YENİ YASA GEREĞİNCE SİGORTA PRİM ORANLARI NE KADAR OLACAKTIR?
    Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalıları prim oranı, sigortalının prime esas kazancının yüzde 20`si olacaktır. Bunun yüzde 9`u sigortalı hissesi, yüzde 11`i de işveren hissesinden oluşacak. Fiili hizmet zammı uygulanan işlerde çalışan sigortalılar için uygulanacak malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim oranı, belirlenen yüzde 20 oranının her yıl fiili hizmet gün sayısının 360`a bölünmesi sonucunda bulunacak oranda artırılması suretiyle belirlenecek.

    Kısa vadeli sigorta kolları prim oranı, yapılan işin iş kazası ve meslek hastalığı bakımından gösterdiği tehlikenin ağırlığına göre yüzde 1 ila 6 oranlarında olmak üzere, kurumca belirlenecek.

    Genel sağlık sigortası primi, kısa ve uzun vadeli sigorta kollarına tabi olanlar için prime esas kazancın yüzde 12.5`u olacak. Bunun yüzde 5`i sigortalı, yüzde 7.5`i ise işveren hissesi olarak uygulanacak. Genel sağlık sigortası primini ödeyemeyecek olanların primi devlet tarafından karşılanacak.

    Yalnızca genel sağlık sigortasına tabi olanlar ile isteğe bağlı sigortalıların genel sağlık sigortası primi, prime esas kazancın yüzde 12`si olacak.

    Devlet, sigortalının prime esas kazancını esas alarak; malullük, yaşlılık, ölüm sigortaları için yüzde 5 oranında, genel sağlık sigortası için ise yüzde 3 oranında katkı yapacak. Devlet katkısı, kurumun ay itibariyle tahsis ettiği primin dörtte biri olarak hesaplanacak. Devlet katkısının ödenmesine ilişkin usul ve esaslar, Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenecek.

    Bu düzenlemeye göre, alınacak prim ve verilecek ödeneklerin hesabına esas tutulan günlük kazancın alt sınırı, asgari ücretin 30`da biri, üst sınırı ise günlük kazancın alt sınırının 6.5 katı olacak.




    SORU 21: GENEL SAĞLIK SİGORTASI KAPSAMINDA SAĞLIK YARDIMI ALABİLMENİN KOŞULLARI NELERDİR?
    Genel sağlık sigortalısı sayılanların, sağlık hizmeti sunucusuna başvurdukları tarihten önceki son 1 yıl içinde 30 gün genel sağlık sigortası primi ödemesi gerekecek. İsteğe bağlı sigortalılarda ise prim borcu bulunmaması koşulu aranacak.

    Ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi, ortez, protez, iyileştirme araç ve gereçleri ile ayakta tedavide sağlanan ilaçlar için katılım payı alınacak. Ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi için 2 YTL, ayaktan tedaviden sağlanan ilaçlar, protez, ortez, iyileştirme araç ve gereçleri için ise yüzde 10 ila 20 oranında katılım payı alınacak. İş kazası ve meslek hastalıkları ile askeri tatbikat ve manevralarda sağlanan sağlık hizmetlerinden, afet ve savaş hali nedeniyle sağlanan sağlık hizmetlerinden, raporla belgelenen kronik hastalıklardan, hayati öneme sahip organ nakli ve kontrol muayenelerinden, harp okulu ve polis akademisi öğrencilerinden katkı payı alınmayacak.

    Eğer sigortalı sevk zincirine uymadan tedavi görürse, belirtilen oranlar yüzde 50 oranında artırılacak.

    Sigortalılar, sözleşme yapılmayan hastanelerden ve öğretim üyesinden hizmet almak isterse, bunun için fark ödemek zorunda olacak. Genel sağlık sigortalıları ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler, sağlık hizmeti sunucuları arasından istediğini seçme hakkına sahip olacak.

    Tüm vatandaşlar "Genel Sağlık Sigortası" kapsamında sağlık hizmetlerinden ücretsiz olarak faydalanacak. Ancak şimdi olduğu gibi ayaktan tedavide kullanılan ilaç ve ortez, protezlerde yüzde 10 ila yüzde 20 arasında katkı payı alınacak. Genel Sağlık Sigortası" ile birlikte vatandaşların sözleşmesiz sağlık kuruluşlarına gitmesine de imkan bulunmaktadır. Ancak buralardan alınan hizmet bedelinin sadece yüzde 70`i kurum tarafından karşılanacak.





    SORU 22: GENEL SAĞLIK SİGORTASI HALEN SİGORTALI OLANLAR İçİN İLAVE KÜLFET GETİRİYOR MU?
    Halen sağlık sigortası kapsamında olan hiç kimse "Genel Sağlık Sigortası" nedeniyle ilave prim ödemeyecektir. SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı kapsamında sağlık güvencesi olanlar, aynı şekilde genel sağlık sigortası güvencesine de sahip olacaklar. Şu anda hiçbir sağlık güvencesi olmayan kesim de genel sağlık sigortası kapsamına alınmıştır.




    SORU 23: GENEL SAĞLIK SİGORTASI KAPSAMINA GİREN VE GİRMEYEN ÖDEMELER HANGİLERİDİR?
    Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere koruyucu sağlık hizmetleri, hastalık ve analık nedeniyle ayakta veya yatarak, acil sağlık hizmetleri verilecek. Ayrıca bu kapsamda 18 yaşına kadar ağız ve diş tedavileri ile 18 yaşını doldurmamış veya 45 yaşından gün almış kişilerin ortodontik diş protezlerinin belirlenen tutarının yüzde 50`si karşılanacak.

    Hekimin göreceği lüzum üzerine genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin yurtdışı dahil yerleşim yeri dışına yapılan sevklerinde, kendisinin ve bir kişiyle sınırlı olmak üzere refakatçisinin yol gideri ve gündelikleri karşılanacak. Yurt içinde tedavisi mümkün olmayan sigortalı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler, yurt dışından sağlık hizmeti alabilecek.

    çocuğu olmayan kişinin 23 yaşından büyük, 39 yaşından küçük olması halinde, 2 kez tüp bebek tedavi masrafları kurum tarafından karşılanacak.

    Estetik amaçlı sağlık hizmeti ve estetik amaçlı ortodontik diş tedavileri ile alternatif tıp uygulamaları ise genel sağlık sigortasından karşılanmayacak.




    SORU 24: YENİ YASA GEREĞİNCE MEVCUT BAĞ-KUR SİGORTALILARININ PRİM ÖDEME SİSTEMİNDE DEĞİŞİKLİK OLACAK MIDIR?
    Mevcut sistemde Bağ-Kur sigortalıları 12 basamağa kadar her yıl otomatik artışta bulunmaktadır. 12 ile 24. basamaklar arasındaki artış ise, isteğe bağlı bulunmaktadır. 12 yıl zorunlu basamak yükseltme olması özellikle küçük esnafı ağır prim yüküyle karşı karşıya bıraktığı gerçeğinden hareketle yeni yasa ile, kendi nam ve hesabına çalışanlarla şirket ortakları hangi kazanç üzerinden prim ödeyeceğini, ödeme gücüne göre kendileri belirleyecektir.




    SORU 25: GENEL SAĞLIK SİGORTASI SİSTEMİNE PRİM ÖDEYEMEYENLERİN SAĞLIK HİZMETİ ALMALARI MÜMKÜN MÜDÜR?
    SSK ve Emekli Sandığı kapsamındaki yurttaşlarımızın sağlık primini ödeme sorumluluğunun işverenlere ait olması nedeniyle, prim borcunun ödenmemesi sağlık yardımının verilmesine engel oluşturmuyor. Ancak, mevcut Bağ-Kur`lu yurttaşlarımız hem sigortalı, hem de işveren pozisyonunda. Bu nedenle prim borcunun ödenmesi önem taşıyor.

    Genel Sağlık Sigortası (GSS) uygulaması bu sorunu tamamen çözemese de, mevcut sisteme göre Bağ-Kur`lu yurttaşlarımız açısından önemli iyileştirmeler getiriyor. Bağımsız çalışan kişiler prim borcunu ödememiş olsalar dahi;

    - 18 yaşını doldurmamış olan kişilerde,

    - Tıbben başkasının bakımına muhtaç olan kişilerde,

    - Acil hallerde,

    - İş kazası ile meslek hastalığı hallerinde,

    - Bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıklarda,

    - Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetlerinde,

    - Afet ve savaş halinde,

    - Grev ve lokavt halinde,hiçbir koşul aranmaksızın sağlık hizmetleri "Genel Sağlık Sigortası"nca karşılanmaya devam edilecek. Bir başka ifadeyle, mevcut sisteme kıyasla GSS, bağımsız çalışan yurttaşlarımızın sağlık hizmetine erişimini önemli ölçüde iyileştiriyor.




    SORU 26: ÇİFTÇİLERİN PRİM BORÇLARINA KARŞILIK, SATTIKLARI TARIM ÜRÜNLERİNİN BEDELLERİNDEN % 1 İLE %3 ORANINDA KESİNTİ YAPILACAK MIDIR?
    Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası`nda çiftçilerin prim borçlarına karşılık, sattıkları tarım ürünlerinin bedellerinden % 1 ile %3 oranında kesinti yapılacağı yolunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.




    SORU 27: MEVCUT YASALARA GÖRE 52 YAŞINDA EMEKLİ OLACAK BİR SİGORTALININ, YENİ YASAL DüZENLEME İLE EMEKLİLİK YAŞINDA BİR DEĞİŞİKLİK OLMAYACAK MI?
    Yeni Yasa ile 2035`e kadar emekli yaşında bir artış getirilmediği için mevcut yasalara göre bir kişi hangi yaşta emekli olacaksa o yaşta emekli olabileceklerdir.




    SORU 28: YENİ YASA SONRASINDA EMEKLİ AYLIKLARI ARTACAK MI, AYRICA BAZI EMEKLİLERİN MAAŞI YÜKSEK, BAZILARININ İSE DÜŞÜK OLMAKTADIR, BU KONUDA YASA NE GİBİ YENİLİK GETİRDİ?
    Emekli aylıklarının düşük veya yüksek olması sigortalının çalışırken aldığı ücret düzeyinin düşük veya yüksek olmasındandır. Günümüzde net ücreti 450 YTL olan bir sigortalı yaşlılık aylığı olarak 500 YTL alabilmektedir. Yeni sistem daha uzun süre çalışmayı, çalışma ücretinin daha büyük bölümünün biriken paraya (prime) dahil edilmesini öngörüldüğünden zaman içinde emekli aylıklarının kısmen yükselmesi söz konusu olabilecektir.

    Emekli aylıkları arasındaki farkın nedeni sigortalıların prim ödeme gün sayıları ile prime esas kazançları arasındaki farktan kaynaklanıyor. Diğer yandan sosyal güvenlik kurumları arasında da norm farklılıkları nedeni ile paralellik yok. Yeni yasa ile aynı durumdaki sigortalıların aynı emekli aylığından yararlanabilmesi sağlanacak.



    SORU 29: ERKEN YAŞLANMA DURUMUNDA BU KİŞİLER YAŞLILIK AYLIĞINDAN NASIL FAYDALANACAKTIR?
    Yeni yasal düzenleme ile 50 yaşını dolduran ve erken yaşlanma nedeniyle yaşlılık aylığı bağlanması gereken yaşa ulaştığı saptanan sigortalılar, yaş dışındaki diğer koşulları taşımaları halinde, yaşlılık aylığından yararlanabileceklerdir.




    SORU 30: SİGORTALILARIN İŞSİZ KALARAK İŞSİZLİK SİGORTASI ÖDENEĞİ ALDIKLARI SüREDE MALULLÜK, YAŞLILIK VE ÖLÜM SİGORTASI PRİMLERİNİ KENDİLERİ YATIRARAK SİGORTALILIKLARINI KESİNTİYE UĞRATMAMALARINA İMKAN VAR MIDIR?
    Yeni yasa ile herkes zorunlu Genel Sağlık Sigortası kapsamına alınıyor. çalışırken işsiz kalanlar, hem işsizlik yardımı alacak, hem de bu süre içinde sigortalılığı devam edecek. İşsizlik sigortasından ödenek alanların, sigorta primleri (malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primleri) asgari ücret üzerinden, Türkiye İş Kurumu tarafından ve işsizlik fonundan karşılanacaktır. Böylece işsiz kalanlar açısından sigortalılık kesintiye uğramamış olacaktır.




    SORU 31: GENEL SAĞLIK SİGORTASI SİSTEMİNDE TÜP BEBEK UYGULAMASI NASIL OLACAKTIR?
    Yeni Yasal düzenleme ile, normal yollarla çocuğu olmayan 23 yaşından büyük, 39 yaşından küçük sigortalı kadının 2 defaya mahsus olmak üzere tüp bebek tedavi masrafının Genel Sağlık Sigortası tarafından karşılanması imkanı getirilmiştir




    SORU 32: 24 YAŞINDA ÜNİVERSİTE MEZUNU İŞSİZ BİR KİMSE ANNE VEYA BABASI ÜZERİNDEN GENEL SAĞLIK SİGORTASINDAN FAYDALANACAK MIDIR?
    Yeni Yasal düzenlemede çocukların, 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim veya 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu`nda belirtilen aday çıraklık ve çıraklık eğitimi ile işletmelerde mesleki eğitim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim görmesi halinde 25 yaşını doldurmamış ve evli olmayan çocuklar anne babaları üzerinden sağlık yardımından faydalanacağı yer almaktadır.Bu durumda 24 yaşında olan ve de üniversite mezunu olan birisi, yasanın aradığı "yüksek öğrenim görmekte olmak" koşulu bulunmadığından 24 yaşında üniversite mezunu işsiz bir kimse anne veya babası üzerinden genel sağlık sigortasından faydalanamayacaktır.




    SORU 33: İŞ KAZASI, MESLEK HASTALIĞI, HASTALIK VE ANALIK HALİNDE, MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYIPLARINDA VERİLECEK ÖDENEK VEYA SÜREKLİ İŞ GÖREMEZLİK GELİRİNDE BİR AZALMA OLACAK MIDIR?
    Yasal düzenlemede 17. maddede ödenek ve gelirlere esas tutulacak günlük kazançlar düzenlenmiştir. İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde verilecek ödeneklerin veya bağlanacak gelirlerin hesabına esas tutulacak günlük kazanç; iş kazasının veya doğumun olduğu tarihten, meslek hastalığı veya hastalık halinde ise iş göremezliğin başladığı tarihten önceki on iki aydaki son üç ay içinde 80. maddeye göre hesaplanacak prime esas kazançlar toplamının, bu kazançlara esas prim gün sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanacaktır. Mevcut uygulamada iş kazasının veya doğumun olduğu tarihten, meslek hastalığı veya hastalık halinde ise iş göremezliğin başladığı tarihten önceki son üç aydaki prime esas kazanç tutarının 2/3` ü esas alınarak hesaplama yapıldığından, yeni Yasal düzenleme ile bu konuda bir azaltma getirilmemektedir.




    SORU 34: İSTEĞE BAĞLI SİGORTALILIK KONUSUNDA YENİ YASA NE GİBİ YENİLİKLER GETİRDİ?
    Ülkemizde yasal dayanağa bağlı olarak ikamet eden ve orunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmayan (hizmet akdine göre bir veya birden fazla işverene bağlı olarak, kendi nam ve hesabına veya kamu kurum ya da kuruluşlarında memur olarak çalışanlar) veya sigortalı olmayı gerektirecek biçimde çalışmakla birlikte ay içerisinde 30 günden, son bir yıl içinde 360 günden az çalışan veya tam gün çalışmayıp günün belli saatlerinde çalışan herkesin daha önce sigortalı olma şartı aranmaksızın, sadece ve sadece 18 yaşını doldurmuş olmaları koşulu ile isteğe bağlı sigortalı olabileceklerdir.

    İşsiz kimseler, konumları ne olursa olsun (ev hanımları dahil) isteğe bağlı sigortalı olabileceklerdir. İsteğe bağlı sigortalılar, günlük asgari ücret ile günlük asgari ücretin 6,5 katı arasında kalmak üzere (gün için 5,66-36,82 YTL arasında) prime esas kazançları ve prim ödeme gün sayısını kendileri belirleyebileceklerdir.

    Yeni yasal düzenlemede isteğe bağlı sigortalı, kendi belirleyeceği prime esas kazanç ve prim gün sayısı üzerinden % 20 emeklilik, % 12 genel sağlık sigortası primi olmak üzere toplam % 32 oranında sigorta primi ödemeleri gerekmektedir.

    Mevcut sistemde isteğe bağlı sigortalılıkta her ay için 30 gün üzerinden prim ödenmesi gerekiyordu. Yine mevcut sistemde memur olmayan, kendi hesabına çalışmayan ya da hizmet akdine göre bir işverene bağlı olarak çalışmayan kimseler, Sosyal Sigortalar Kurumu bakımından 1.080 gün sigorta primi ödemişlerse; Bağ-Kur bakımından ise 18 yaşını dolduran işsiz bir vatandaş ya da ev hanımı olmaları koşulları ile; Emekli Sandığı mevzuatında bakımındansa 21.09.2004 tarihinden itibaren, görevden ayrılmış olmak ve en az 10 yıl memur olarak görev yapmış olmak koşuluyla isteğe bağlı sigortalı olabiliyorlardı.





    SORU 35: İSTEĞE BAĞLI SİGORTALILAR PRİM ÖDEMEYE DEVAM EDERKEN SAĞLIK YARDIMINDAN DA FAYDALANABİLECEKLER MİDİR?
    Mevcut sistemde, işsiz vatandaşlar ve ev hanımları, isteğe bağlı sigortalı olduklarında, sağlık yardımı alamıyorlardı. Örneğin, hastanede sigortalı olarak tedavi olamıyorlardı.

    Yeni sosyal güvenlik sisteminde, yeni yasal düzenlemede isteğe bağlı sigortalı, kendi belirleyeceği prime esas kazanç ve prim gün sayısı üzerinden % 20 emeklilik, % 12 genel sağlık sigortası primi olmak üzere toplam % 32 oranında sigorta primi ödemeleri gerektiğinden genel sağlık sigortası primi ödemek zorunlu olduğundan, isteğe bağlı sigortalı olanlar da sağlık yardımından yararlanabileceklerdir.




    SORU 36: HERHANGİ BİR SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNDAN YAŞLILIK (EMEKLİLİK) AYLIĞI ALMAKTA İKEN KENDİ NAM VE HESABINA ÇALIŞAN (ESNAF) VEYA ANONİM ŞİRKETLERDE KURUCU ORTAK YA DA YÖNETİM KURULU ORTAĞI, KOMANDİT ŞİRKETTE KOMANDİTE ORTAK VEYA DİĞER ŞİRKETLERDE SADECE ORTAK OLAN KİMSELERİ NE GİBİ BİR SÜRPRİZ BEKLEMEKTEDİR?
    Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan yaşlılık (emeklilik) aylığı almakta iken kendi nam ve hesabına çalışan (esnaf) veya anonim şirketlerde kurucu ortak ya da yönetim kurulu ortağı, komandit şirkette komandite ortak veya diğer şirketlerde sadece ortak olan kimseler, asgari ücretin yüzde 33.5`i tutarında (bugün için yaklaşık 178 YTL.) sosyal güvenlik destek primi ödemeleri gerekmektedir.

    Yeni yasal düzenleme öncesi bu kimseler için sosyal güvenlik destek primi uygulaması yine bulunmakla birlikte prim oranı emekli aylıklarının % 10` u (günümüzde sabit olarak 62,70 YTL.) tutarında gerçekleşmektedir.




    SORU 37: HERHANGİ BİR SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNDAN YAŞLILIK (EMEKLİLİK) AYLIĞI ALMAKTA İKEN KENDİ NAM VE HESABINA ÇALIŞAN (ESNAF) VEYA ANONİM ŞİRKETLERDE KURUCU ORTAK YA DA YÖNETİM KURULU ORTAĞI, KOMANDİT ŞİRKETTE KOMANDİTE ORTAK VEYA DİĞER ŞİRKETLERDE SADECE ORTAK OLAN KİMSELERİN BU PRİMDEN KURTULMAK İÇİN İŞYERİNİ BAŞKALARI ADINA AÇMALARININ KAMUOYUNDA İDDİA EDİLDİĞİ GİBİ PRATİK BİR YARARI VAR MIDIR?
    Bu yasal düzenleme nedeniyle ilk etapta, emekli olup çalışanların cezalandırıldığı düşünüldüğünden, emeklilerin işyerini kendi adlarına değil de eş, çocuk, dost veya yakınları adına işyeri açma yoluna gidecekleri akla gelebilir. Ancak %33.5 tutarında prim ödememek için bu yolu seçenler bu defa "aslında sigortalı sayılmayıp adına işyeri açılması nedeniyle sigortalı sayılan" bu kimseler nedeniyle yine primi ödemeleri gerekeceğinden bu dolanlı (muvazaalı) uygulama, pratikte bir yarar sağlamayacaktır.




    SORU 38: EMEKLİ OLUP HALEN AVUKATLIK YAPMAYA DEVEM EDENLERİ NE GİBİ BİR SÜPRİZ BEKLEMEKTEDİR?
    Emekli olup halen avukatlık yapmaya devam edenler, mevcut mevzuatta emekli aylıklarının %15`i oranında sosyal güvenlik destek primi ödemektedirler. Yeni Yasa gereğince, emekli olup, avukatlık yapanların da yürürlükte olan asgari ücretin yüzde 33.5`i oranında sosyal güvenlik destek primi ödemeleri gerekmektedir.




    SORU 39: EMEKLİLİK HAKKI BAKIMINDAN YASANIN YÜRÜRLÜLÜK TARİHİ OLAN 01.01.2007 TARİHİNİN ÖNEMİ NEDİR?
    Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu`nun, yılbaşında yürürlüğe girmesinden önce `1 gün dahi` sigortası bulunanlar için emeklilik yaşı veya prim ödeme gün sayısı değişmiyor. Halen, SSK; Bağ-Kur ve Emekli Sandığı Kanunları`na göre emeklilik yaşı kadın için 58, erkek için 60 olarak uygulanıyor. 2006 yılı sonuna kadar 1 gün dahi sigortalı olanlar için emeklilik yaşı veya prim ödeme gün sayısında değişiklik olmayacak.

    Emekli olabilmek için 2006 yılı içinde işe başlayanlarda 7.000 gün olan süre, 1 Ocak 2007`den itibaren sigortalı olanlarda, kademeli olarak 9.000 güne kadar çıkacak. Ayrıca emeklilik yaşı da yine kademeli olarak 65`e çıkacak.




    SORU 40: KENDİ NAMINA VE HESABINA ÇALIŞAN BAYANLAR (KENDİ İŞYERİ BULUNAN, ESNAF VEYA ŞİRKET ORTAĞI OLAN BAYANLAR) DOĞUMDAN ÖNCE VE SONRA ÇALIŞAMADIKLARI DÖNEMLER İÇİN HERHANGİ BİR ÖDENEK ALACAKLAR MIDIR?
    Bu konu mevcut mevzuatta olmayan, ancak yeni yasal düzenleme ile getirilen bir yeniliktir. Buna göre kendi çalışmasından dolayı sigortalı sayılan bayanlara doğumdan önceki ve sonraki sekizer haftalık süreler için, geçici iş göremezlik ödeneği verilecektir. İkiz yada üçüz doğum halinde doğumdan öncesi için sekiz hafta yerine 10 haftalık süre için geçici iş göremezlik ödeneği verilecektir. Geçici iş göremezlik tutarı daha önceden ödenen sigorta primine göre değişecektir.




    SORU 41: YENİ YASAL DÜZENLEME GEREĞİNCE TÜM SİGORTALILARIN AYNI EMEKLİ MAAŞINI ALACAĞI DOĞRU MUDUR?
    Yeni Yasal düzenleme ile statüye bağlı emeklilik sistemi ortadan kalkıp, emeklilik primi ödenen süre ve prime esas kazanç bildiriminin bir fonksiyonu olarak tasarlanmıştır. Ayrıca yeni yasa ile aylık bağlama oranı farkı ortadan kaldırılmıştır. Yeni yasaya göre, prime esas kazancı, sigortalılık süresi aynı olan tüm sigortalılar aynı emekli aylığını alacaklardır.




    SORU 42: KENDİ NAMINA VE HESABINA BAĞIMSIZ ÇALIŞAN (ESANAF, SANATKAR VEYA ŞİRKET ORTAKLARI) İŞ KAZASI VEYA MESLEK HASTALIĞI SONUCU MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBINA UĞRARSA HERHANGİ BİR GELİR BAĞLANMASI SÖZ KONUSU OLACAK MIDIR?
    Kendi namına ve hesabına çalışanların iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü en az yüzde 10 oranında azalmış bulunduğu raporla ortaya konulduğunun saptanması durumunda, meslekte kazanma gücünün kaybı oranına göre hesap edilecek sürekli iş göremezlik geliri bağlanması söz konusu olacaktır. Sürekli iş göremezlik durumunda aylık kazancının % 70`i, sigortalının sürekli bakıma muhtaç olması durumunda, % 100` ü gelir olarak verilecektir. Ancak kendi nam ve hesabına çalışan kimselerin sürekli iş göremezlik geliri alabilmesi için Kuruma herhangi bir borçlarının bulunmaması gerekmektedir.




    SORU 43: YENİ YASAL DÜZENLEME, GEÇMİŞTE SİGORTALI OLARAK GEÇMEMİŞ SüRELERİN BORÇLANILMASI YOLUYLA TELAFİSİ İMKANI GETİRİYOR MU?
    01.01.2007 tarihinde yürürlüğe girecek olan yeni yasa, geçmişte sigortalı olarak geçmemiş sürelerin borçlanılması imkanını getirmemiştir.




    SORU 44: YURT DIŞINDA ÇALIŞAN VE KESİN DÖNüŞ YAPAN GURBETÇİLERİN DÖVİZ ÜZERİNDEN TüRKİYE`DE EMEKLİLİK BORÇLANMASI YAPMASI UYGULAMASINDA HERHANGİ BİR DEĞİŞİKLİK YAPILDI MI?
    Yeni yasa, yurt dışında çalıştıktan sonra kesin dönüş yapanların Türkiye`de döviz üzerinden hizmet borçlanması yapması uygulamasına son vermektedir. Yeni uygulamada borçlanma alt ve üst sınırlar arasında ve YTL. üzerinden yapılacaktır.




    SORU 45: YENİ YASA AYNI ANDA BİRDEN ÇOK AYLIK ALANLARI (ÖRNEĞİN SSK`DAN YAŞLILIK AYLIĞI, EMEKLİ SANDIĞI`NDAN YETİM AYLIĞI ALINMASI DURUMU) NASIL ETKİLEYECEK?
    Yeni yasa, usulüne göre ve mevcut mevzuat gereğince hak edilmiş, bağlanmış hiç bir aylığı kesmemektedir.




    SORU 46: YENİ YASA, MEVCUT YAŞLILIK VE EMEKLİ MAAŞLARINI NASIL ETKİLEYECEK?
    Yeni yasa, mevcut yaşlılık veya emekli aylıklarında herhangi bir düşüş öngörmemektedir. Mevcut yaşlılık veya emekli aylıklarında altı ayda bir TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) oranında artış yapılacaktır.




    SORU 47: SSK, BAĞ-KUR VE EMEKLİ SANDIĞINDAN YETİM AYLIĞI ALMAKTA OLAN KIZ ÇOCUKLARININ EVLENMELERİ DURUMUNDA EVLENME YARDIMLARININ AZALACAĞI DOĞRU MUDUR?
    Mevcut sistemde yetim olmaları nedeniyle SSK`dan aylık almakta olan kız çocuklarına, evlendikleri zaman, 24 aylık tutarında evlenme yardımı yapılmaktadır. 01.01.2007 tarihinden itibaren, yeni sosyal güvenlik sistemi yürürlüğe girince, yetim aylığı almakta olan kız çocuklarına ödenecek olan evlenme yardımı, 12 aylık tutar üzerinden yapılacak.

    Emekli Sandığı`ndan yetim aylığı alan kızların durumu değişmiyor. Onlara şu anda olduğu gibi, gelecek yıllarda da 12 aylık evlenme yardımı yapılacak. Bağ-Kur`da şu anda yetim aylığı alan kızlar evlenme yardımı alamamaktadır. Yeni yasaya göre ise, 01.01.2007 tarihinden itibaren 12 aylık tutar üzerinden evlenme yardımı alabilecekler.




    SORU 48: YETİM AYLIĞI ALAN ERKEK ÇOCUKLARA EVLENME YARDIMI GELDİĞİ DOĞRU MUDUR?
    Daha önce bu yönde bir uygulama yokken, 01.01.2007 tarihinden itibaren, yeni yasanın yürürlüğe girmesi ile birlikte, yetim aylığı almakta olan tüm erkek çocuklara aldıkları aylığın bir yıllık tutarı kadar evlenme yardımı olarak verilecektir.




    SORU 49: YENİ YASAYA GÖRE EMEKLİ SANDIĞINA TABİ OLAN KİMSELERİN DUL AYLIĞI ALAN ANNESİNİN EVLENMESİ DURUMUNDA EVLENME YARDIMI ALMAYA DEVAM EDECEK Mİ?
    T.C. Emekli Sandığı`na tabi olan bir kimse, dul aylığı almakta olan annesinin evlenmesi durumunda aylığının 12 katı tutarında evlenme yardımı alırken, bu evlenme yardımı 01.01.2007 tarihinden itibaren kalkacaktır.




    SORU 50: GENEL SAĞLIK SİGORTASI İLE ŞU ANDA MEVCUT OLAN SAĞLIK HİZMETLERİNİN KAPSAMININ DARALTILDIĞI DOĞRU MUDUR?
    Genel Sağlık Sigortası kapsamında sağlanacak sağlık hizmetlerinin kapsamını düzenleyen 63`üncü maddeye göre; halen SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı, Maliye Bakanlığı ve yeşil yart kapsamında bulunanların halihazırda yararlandığı sağlık hizmetinin kapsamında herhangi bir daralma söz konusu değildir. Hatta önleyici (koruyucu) sağlık hizmetlerinin ve tüp bebek uygulamasının da kapsama dahil edilmesi ve belirli koşullarla yurtdışında tedavi hakkının tüm yurttaşlarımıza tanınmış olması bir yenilik olarak karşımıza çıkmaktadır.




    SORU 51: GENEL SAĞLIK SİGORTASI İLE TEMEL TEMİNAT PAKETİ KAVRAMI ARASINDA NE GİBİ BİR İLİŞKİ BULUNMAKTADIR?
    Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası`nda Temel Teminat Paketi kavramı yer almamaktadır. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası taslak çalışmasında yer verilen bu kavram, Sosyal Güvenlik Yüksek Danışma Kurulu`nda taslaktan çıkarılmıştır.

    Kaynak : Yeni Bir İş

     


    Eğitim Duyuruları

       TAVSİYE EĞİTİMLER      EĞİTİM FİRMALARI      FİRMALAR
  • Yöneticilik Becerileri Eğitimi
  • Dış Ticaret ve Operasyon Uzmanlığı Sert. Prg
  • Müşteri İlişkileri Yönetimi
  • Depo ve Stok Yönetimi Eğitimi
  • Satınalma Yönetimi ve Teknikleri
  • Keytorc Teknoloji Hizmetleri
  • Eğitim Duyuruları
  • Ba-Works
  • UXservices
  • Biymed Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri

  •    Diğer Konular


    egitimduyurulari.com © 2007 Tüm hakları saklıdır Anasayfa | Ücretsiz Eğitimler | Hakkımızda | Yardım | İletişim | Uyarı